-
3 Kuruştan Kaçarken Milyonluk Şirketi Riske Atmak!
Bir iş insanı altındaki lüks otomobile ciddi bir bedel öderken bunu çoğu zaman sorgulamaz. Çünkü sahip olduğu konforun ve değeri korumanın bir maliyeti olduğunu bilir. Ama konu yıllarca büyük emeklerle oluşturduğu milyonluk şirketinin koruyucu sistemini kurmaya geldiğinde, aynı yatırım refleksini her zaman göremiyorum. Milyonluk şirketini koruyacak sisteme "3 kuruş" harcamaktan kaçınan, altındaki arabaya verdiğini şirketinin kurumsallaşmasına vermeyen kararlar alabiliyoruz.
İşte o kritik hata ve "3 kuruşun hesabı" tam olarak burada başlıyor.
Oysa yılların emeğini koruyan şey yalnızca binalar, fabrikalar, makineler veya altınızdaki araçlar değildir. O değeri yarına ve gelecek nesillere taşıyacak tek şey; şirketi kişilerden bağımsız kılacak, kurallarla işletecek güçlü bir sistemdir.
Ve unutmamak gerekir ki, her sistemin bir bedeli vardır; fakat sistemsizliğin bedeli çok daha ağırdır.
Bugün Ödemediğiniz Bedel Yok Olmuyor
Aile şirketlerinde sistem eksikliği ilk gün kriz çıkarmaz. Zaten işin en aldatıcı ve tehlikeli tarafı da budur. Kurucu işin başındadır, kardeşler konuşarak anlaşır, bir problem çıktığında aile büyüğü devreye girer. Yetkiler ve sınırlar tam olarak yazılı değildir ama işler bir şekilde yürür.
Sonra şirket büyür, ölçek genişler, para büyür. Yeni kuşaklar devreye girer. Bir kardeş şirkette gece gündüz çalışırken diğeri yalnızca pasif ortak olarak kalır. Biri kâr dağıtmak isterken, diğeri riski göze alıp yeni yatırıma yönelmek ister.
O güne kadar halı altına süpürülmüş, cevaplanmamış sorular bir anda masaya devrilir:
• Kim karar verecek?
• Kimin yetkisi nerede bitecek?
• Şirkette çalışmayan ortağın konumu ne olacak?
• Aileden şirkete kimler, hangi kriterlerle girebilecek?
• Ortak olmak, otomatik olarak yönetici olmak anlamına gelecek mi?
İşte sistemin gerçek değeri, bu sorular kriz anında ortaya çıktığında anlaşılır.
Cevaplar önceden tarafsız bir akılla belirlenmemişse; mesele artık ticari bir yönetim konusu olmaktan çıkar. Para, güç, ego, yetki hırsı ve aile ilişkileri aynı kriz masasına oturur.
Ve sonra bir gün öğreniyorum ki: Kardeşler ayrılmış, ortaklık darmadağın olmuş, yılların markası satılığa çıkarılmış... Neden? Zamanında o sistemi kurmak için ödenmeyen "3 kuruşluk" bedeller yüzünden.
Çünkü bugün sistem için ödemediğiniz bedel yok olmaz; yarın şirketinizden, servetinizden ya da en acısı aile ilişkilerinizden katlanarak çıkar.
Madalyonun Bir de Diğer Yüzü Var
Elbette tablo her zaman karanlık ve karamsar değil; bunu doğru yapan, vizyoner şirketlerimiz de var.
Üstelik bu şirketlerle çoğu zaman ortada hiçbir kriz, kavga veya fırtına yokken, her şey yolundayken masaya oturuyoruz.
Şirket tıkır tıkır çalışıyor, aile ilişkileri sıcak, ortaklar birbiriyle konuşabiliyor ve kurucu hâlâ işin başında... Tam da bu yüzden masaya oturuyoruz!
Çünkü sistem; şirket darmadağın olduktan sonra toparlamak için başvurulacak bir "acil durum reçetesi" değildir. Asıl değer, işler yolundayken gelecekte fırtına koparabilecek alanları bugünden öngörebilmektedir.
Bu şirketlerle masaya oturduğumuzda; parayı, yetkiyi, ortaklığı ve aile-şirket dengesini kişilerin inisiyatifine değil, üzerinde uzlaşılmış yazılı kurallara bağlıyoruz.
Böylece:
1. Kurucu, aile içindeki her anlaşmazlığın yorucu hakemi olmak zorunda kalmaz.
2. Ortaklık hakları ile yöneticilik sorumlulukları birbirine karışmaz.
3. Aile üyelerinin şirket içindeki rol, sorumluluk ve sınırları nettir.
4. Aile içindeki duygusal bir görüş ayrılığı, şirket yönetimini kilitlemez.
En önemlisi de aile; tüm enerjisini iç meselelerde tüketmek yerine, şirketini büyütmeye ve küresel rekabete ayırabilir. Böylece başarılı ve güçlü bir aile şirketi oluşur.
Aile Anayasası, Dağıldıktan Sonra Toparlamak İçin Değildir
Aile anayasasını yalnızca internetten indirilip kütüphaneye kaldırılacak formalite bir belge olarak görmek, onun asıl varlık sebebini kaçırmaktır.
Mesele birkaç matbu maddeyi imzalamak değildir. Asıl mesele; sizin ailenize, kültürünüze ve şirketinize özgü görünmeyen sistem açıklarını bugünden tespit edebilmektir. Her ailenin dinamikleri, gelecek beklentileri ve riskleri farklıdır.
Amaç hiçbir zaman “Bu ailede artık hiç anlaşmazlık çıkmayacak” da demek değildir.
Amaç; bir anlaşmazlık çıktığında, milyonluk şirketin ve yılların emeğinin kişisel hırslara veya tıkandığı noktalara mahkûm kalmamasıdır.
Sistemin de Bir Bedeli Vardır, Sistemsizliğin de...
Bir Aile Anayasası ve kurumsallaşma çalışmasının maliyetine bakarken yalnızca ödenecek danışmanlık bütçesine bakarsanız, bunu bilançoda bir "gider" olarak görürsünüz.
Oysa denklemin diğer tarafında koruduğunuz devasa değer vardır:
• Yıllarca gece gündüz çalışarak ilmek ilmek inşa ettiğiniz şirketiniz,
• Aile servetiniz,
• Ortaklığınızın geleceği,
• Sürdürülebilir profesyonel kadronuz,
• Ve hepsinden önemlisi aile üyeleri arasındaki huzur ve bağlar...
Bu yüzden sistem yatırımının karşılığı sadece bilançodaki rakamlarla ölçülemez. Sisteme yapılan yatırımın karşılığı; parçalanmayan bir şirket, satılmak zorunda kalmayan bir değer ve masada bozulmayan kardeşliktir.
Asıl soru:
“Bu sistemi kurmanın bedeli nedir?” sorusu değildir.
Asıl soru: “Bu sistemi kurmazsak, bir gün kaybedebileceğimiz değerlerin bedeli nedir?” sorusudur.
Şirketiniz Sistemle mi, Kişilerle mi Ayakta Duruyor?
Şimdi samimiyetle düşünün:
Şirketiniz bugün gerçekten kurulmuş, kişilerden bağımsız işleyen bir sistem sayesinde mi ayakta duruyor?
Yoksa belirli insanların otoritesi, iyi niyeti, sabrı ve idare etmesi sayesinde mi?
İkisi dışarıdan bakıldığında birbirine çok benzer. Ta ki ilk ciddi kriz veya görüş ayrılığı kapıyı çalana kadar...
Sistemin de bir bedeli vardır, sistemsizliğin de. Hangisinin daha pahalı olduğunu ise çoğu aile şirketi sahibi ne yazık ki çok geç öğreniyor.
Siz de şirketinizdeki görünmeyen ancak gelecekte ciddi kayıplara dönüşebilecek sistem açıklarını değerlendirmek, şirketinizin geleceğini şansa değil kurallara bağlamak için web sitemiz, sosyal medya hesaplarımız veya e-posta adreslerimiz üzerinden bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Mesele sadece bir metin hazırlamak değil; kişilerden bağımsız, nesiller boyu yaşayacak bir sistem inşa etmektir.
Dr. Mehmet ERGİN
Aile Şirketleri Dönüşüm Danışmanı & Veliaht Mentörü
Yönetim Danışmanı (CMC)® | Aile Şirketleri Uzmanı (PhD)
www.fmaakademi.org | fma@fmaakademi.org | mehmet.ergin@fmaakademi.org
Adana | Mersin | İstanbul
