-
Satışta Empati: O Ayakkabıları Giymeden Kimseye Satamazsın
Sahada herkes aynı soruyu soruyor: “Ben bu ürünü nasıl satacağım?” Ama asıl soru bu değil.
Doğru soru şu: “Ben bu ürünü, kimin yerine düşünerek satacağım?”
Eğer gerçekten empatik bir satıştan bahsedeceksek, önce o müşterinin yerine geçeceksin. Onun ayakkabılarını giyeceksin. Ne hissediyor, ne düşünüyor, nelerden korkuyor, neye ve nasıl güveniyor… Bunu anlayacaksın.
Çünkü satış, artık “ürün anlatma” işi değildir; müşteriyle aynı anlamda buluşma işidir.
1) Ürünü Değil, Değeri Sat.
Bugün sahada en çok gördüğüm hata şudur: Satış ekipleri, faydayı, ürünü anlatıyor, faydayı değil. Bir makine üreticisi anlatıyor:
“30 yıl dayanır, çelik kalitesi yüksek, servisimiz hızlı.” Ama müşteri ne düşünüyor: “Benim derdim çelik değil, benim derdim üretimim dursun istemiyorum.”
İşte fark budur. Sen ürün satıyorsun, o çözüm arıyor. Senin anlattığın “özellik”, yani senin anlattığın onun beklediği “fayda” değil.
Empati burada başlar: Ürünü değil, müşterinin ihtiyacını anlat. Bu örnekte müşterinin ihtiyacı bir makine değil, üretim sürekliliğidir. Bir ambalaj değil, marka algısı satıyorsun. Bir hizmet değil, güven duygusu satıyorsun aslında. Ürünün değerini anlatabilirsen, fiyat ikinci planda kalır.
2) Empati Duygusallık Değil, Stratejidir.
Empati, “karşı tarafı anlamak” değildir; karşı tarafın bakış açısından karar almak demektir.
Birçok satışçı “müşteri fiyatı yüksek buldu” diyor. Ama konu fiyat değil, güvendir. Müşteri fiyatı yüksek bulmuyor; “bu fiyata gerçekten karşılığını alacak mıyım?” diye düşünüyor.
İşte burada stratejik empati devreye girer. Fiyat savunulmaz, değer açıklanır.
Empati, duygudaşlık değil; satın alma davranışının ardındaki sebebi çözme becerisidir. Satışçının görevi “ikna etmek” değil, mantığı duyguyla hizalamaktır.
3) Fark Yaratan Satış Tekniği Değil, Satış Tutumudur.
Sahada fark yaratan şey teknik değil, tutumdur. Beden dili, ses tonu, itiraz yönetimi elbette önemli, ama bunlar güveni değil, sabır eşiğini etkiler.
Gerçek satışçı:
• Dinler, sözü kesmez.
• Fiyatı değil, değeri konuşur.
• “Satar mıyım?” değil, “nasıl katkı sağlarım?” diye düşünür.
Bu bir teknik değil, bir duruş biçimidir. Empatik satışçı, ürünü değil, istikrar hissini satar.
4) Fiyatı Savunma, Değeri Göster.
Satışta en tehlikeli refleks, fiyat savunmaktır. Fiyat konuşulmaya başlandığı anda değer kaybolur. Hayatın içinde sahada hep söylüyorum: “Fiyatı değil, faydayı konuştur.” Müşteriye “bu kadar eder” demek yerine, “bu kadar kazandırır” diyebiliyorsan, oyunu kazandın.
Bir plastik ambalaj üreticisi için bu şudur: “Evet, bizim ambalaj maliyetimiz biraz yüksek. Ama müşteriniz ürünü rafta ilk fark eden olacak.” İşte bu noktada müşteri fiyatı değil, getiriyi görür. Ve empati tam burada işe yarar: Fiyatı sorgulatmaz, değeri satın aldırır.
5) Empatiyi Kişisel Değil, Kurumsal Hale Getirin.
Empati, bireysel bir meziyet değil, kurumsal bir refleks olmalıdır. Çünkü satış tek bir kişinin değil, sistemin başarısıdır.
Nasıl mı? Şöyle :
• Müşteri haritaları çıkarın: Kimin neye, nelere hassas olduğunu bilin.
• Kayıp satış analizleri yapın: Neden kaybettik değil, nerede kaybettik?
• Değer hikâyeleri oluşturun: Ürün => fayda =>değer => sonuç zincirini kurun.
Bunları sistemleştirdiğinizde empati kişiden çıkıp kurumsal hafızaya dönüşür. O zaman bir satışçı gittiğinde, müşteri gitmez.
6) Satışın Kalbi: Güvendir.
Bugün Türkiye’de yüksek enflasyon ortamında satış yapmak, her zamankinden zordur. Müşteri her kuruşu sorguluyor, fiyatlar sürekli değişiyor.
Tek ürünle satış yapıyorsanız, eliniz mahkûmdur. Ama ürün çeşitliliğiniz varsa ya da güven ilişkisini doğru kurduysanız, fiyat dalgalanması sizi yıkmaz.
Satışın özü budur: İlişki, fiyattan güçlüdür.
Güven kurabildiğiniz müşteri, enflasyonu değil, sizi düşünür.
Sonuç: Empati, Satışın En Rasyonel Yönüdür.
Satış artık “daha çok konuşan” değil, “daha çok anlayan” ekiplerin işidir. Gerçek satışçı, müşterinin satın almasına izin vermez o yolu açar. Müşteriye ihtiyacını fark ettirir, o ihtiyacın değerini gösterir. Ve o noktada artık fiyat değil, anlam konuşulur.
Unutmayınız: İhtiyacı olduğuna inandırın, fiyatı sorgulatmayın.
Çünkü satış, ürünü satmak değil; değeri hissettirmektir.
Yayın Tarihi: 29.12.2025
Yazar: Mehmet ERGİN
Yönetim Danışmanı (CMC)
Aile Şirketleri Uzmanı (Phd)
FMA Future Management Academy
